Aort damarı ameliyatı, aortun duvar yapısında meydana gelen genişleme (anevrizma), yırtılma (diseksiyon) veya daralma (stenoz) gibi hayati risk taşıyan patolojilerin cerrahi yöntemlerle tedavi edilmesidir. Bu operasyonlar genellikle hasarlı damar segmentinin çıkarılıp yerine sentetik bir greftin (yapay damar) yerleştirilmesini veya damarın kapalı yöntemlerle (EVAR/TEVAR) içeriden desteklenmesini içerir.
Aort cerrahisi, cerrahi disiplinler arasındaki en yüksek hassasiyet gerektiren branşlardan biridir. Damarın içinden geçen yüksek kan basıncı (BP) ve debisi nedeniyle, operasyon sırasında organların (özellikle beyin ve böbrekler) korunması için özel koruma teknikleri (hipotermik sirkülatuar arrest gibi) uygulanması gerekebilir.
Aort, kalpten çıktığı noktadan kasıklara kadar uzanan bir seyir izler ve cerrahi planlama açısından üç ana bölüme ayrılır:
Çıkan Aort (Ascending Aorta): Kalpten hemen sonra gelen bölümdür. Kalp kapakçığı ile komşuluğu nedeniyle en yüksek basınca maruz kalan ve anevrizmaların en sık görüldüğü yerdir.
Aort Arkusu (Aortic Arch): Aortun "U" dönüşü yaptığı kısımdır. Buradan beyne ve kollara giden hayati damarlar çıkar. Bu bölgenin cerrahisi, beyin kan akımının yönetilmesi gerektiği için ileri uzmanlık gerektirir.
İnen Aort (Descending Aorta): Göğüs kafesi içinden aşağı doğru ilerleyen ve karın boşluğuna (abdominal aort) uzanan kısımdır. Bu bölgedeki hasarlar genellikle gövde organlarının ve omuriliğin beslenmesini etkileyebilir.
Aort, "vücudun ana otobanı" olarak nitelendirilir çünkü tüm yan yollar (arterler) buradan ayrılır. Aortun temel fonksiyonları şunlardır:
Hemodinamik Tamponlama: Kalbin her atımında ortaya çıkan yüksek basınç dalgasını esnek yapısı sayesinde absorbe eder ve kanın dokulara sürekli, düzenli bir akışla ulaşmasını sağlar.
Kan Basıncı (BP) Regülasyonu: Aort duvarındaki baroreseptörler, sistemik BP kontrolünde merkezi rol oynar.
Sistemik Perfüzyon: Beyinden ayak parmaklarına kadar her hücrenin beslenmesi aortun bütünlüğüne bağlıdır.
Aorttaki bir hasar, bu ana otobanın çökmesi anlamına gelir. Özellikle aort diseksiyonu (yırtılması) gibi durumlarda, kan damar duvarının katmanları arasına girerek hayati organlara giden akımı kesebilir veya damarın patlamasına yol açabilir. Bu tür durumlarda ölüm riski saatlik olarak %1-2 oranında arttığı için, Ankara A Life Sağlık Grubu’ndaki gibi 7/24 hazır bekleyen "Aort Ekiplerine" ve ileri görüntüleme altyapısına ihtiyaç duyulur.
Aort cerrahisinde başarı, sadece teknik beceri değil, aynı zamanda operasyon sonrası yoğun bakım sürecindeki milimetrik $BP$ ve organ takibiyle mümkündür. 2026 yılı vizyonumuzla, hastalarımıza sadece bir ameliyat değil, yaşamın akışını koruyan bütünsel bir tedavi sunuyoruz.
Aort anevrizması, damarın tüm katmanlarının (intima, media ve adventisya) bir balon gibi genişlemesidir. Bu durum genellikle kroniktir ve yıllar içinde yavaşça büyür. Aort diseksiyonu ise damarın en iç tabakasında (intima) meydana gelen ani bir yırtıkla kanın damar duvarının katmanları arasına girmesi ve burada "yalancı bir kanal" oluşturmasıdır.
Kısaca; anevrizma damarın "şişmesi", diseksiyon ise "yırtılmasıdır". Her iki durum da aortun bütünlüğünü bozarak damarın patlamasına (rüptür) yol açabilir.
Aort anevrizmaları genellikle hiçbir belirti vermeden ilerledikleri için "sessiz katil" olarak adlandırılır. Bir anevrizmanın rüptür (patlama) riski, damarın çapı ile doğrudan ilişkilidir. 2026 yılı güncel kılavuzlarına göre cerrahi karar eşikleri şu şekildedir:
Cerrahi Sınır (5.5 cm): Genel popülasyonda, aort çapı 5.5 cm üzerine çıktığında damar duvarı aşırı incelmiş kabul edilir ve patlama riski cerrahi riskin üzerine çıkar.
Büyüme Hızı: Eğer anevrizma 6 ay içinde 0.5 cm veya bir yılda 1 cm’den fazla büyüme gösteriyorsa, çap henüz 5.5 cm’ye ulaşmamış olsa bile ameliyat kararı alınabilir.
Genetik Faktörler: Marfan sendromu veya biküspit aort kapağı gibi bağ dokusu bozuklukları olan hastalarda, duvar zayıflığı daha belirgin olduğu için cerrahi sınır 4.5-5.0 cm seviyesine kadar çekilebilir.
Anevrizma takibinde hedefimiz, damar kritik eşiğe ulaşmadan müdahale ederek ani patlamaları önlemektir.
Aort diseksiyonu, tıbbın en korkutucu acillerinden biridir. Yırtılma anında hasta genellikle "sırtına bıçak saplanır gibi" veya "yırtılır tarzda" çok şiddetli bir ağrı hisseder.
Stanford Tip A: Kalpten çıkan ana damarı (çıkan aort) tutan yırtılmalardır. Tedavi edilmediği takdirde ölüm riski her saat başı %1-2 oranında artar. İlk 48 saatteki mortalite oranı %50'ye ulaşabilir. Bu nedenle Tip A diseksiyonlarda tek çare acil açık cerrahidir.
Stanford Tip B: İnen aortu tutan yırtılmalardır. Genellikle kan basıncı (BP) kontrolü ile medikal olarak takip edilebilir; ancak organ beslenmesi bozulursa kapalı yöntemlerle (TEVAR) müdahale gerektirir.
Diseksiyon sırasında kanın damar duvarına girmesi, beyni, böbrekleri veya bacakları besleyen yan damarların tıkanmasına neden olarak inme veya organ yetmezliği gibi felaketlere yol açabilir.
Aort hastalıklarının teşhisinde görüntüleme, cerrahi haritanın çıkarılması için esastır:
BT Anjiyografi: Altın standarttır. Damarın çapını, diseksiyonun uzanımını ve hayati organ damarlarıyla olan ilişkisini milimetrik olarak gösterir.
Ekokardiyografi (ECHO): * Transtorasik ECHO (TTE): Kalp kapakçığı ve aort kökünü değerlendirmek için yatak başında hızla uygulanabilir.
Transözofageal ECHO (TEE): Yemek borusundan yapılan bu ECHO, özellikle ameliyat sırasında veya stabil olmayan hastalarda aortun arka duvarını net görmemizi sağlar.
Ankara A Life Sağlık Grubu olarak, 7/24 hazır bekleyen aort cerrahisi kadromuz ve ileri görüntüleme altyapımızla, bu kritik süreçleri yönetiyoruz. A Life'ta Sağlığınız Özel prensibiyle, saniyelerin hayati önem taşıdığı bu krizlerde en güvenli çözümleri sunuyoruz.
Aort ameliyatı planlanırken cerrahın elindeki en önemli veri, gelişmiş Bilgisayarlı Tomografi (BT) görüntüleridir. Bu görüntüler üzerinde milimetrik ölçümler yapılarak damarın çapı, uzunluğu ve sağlıklı doku sınırları belirlenir. Ameliyatın amacı, zayıflamış veya yırtılmış damar bölgesini devre dışı bırakarak kanın akışı için güvenli ve sağlam bir yol oluşturmaktır.
Günümüzde iki ana yol izliyoruz: Birincisi, hasarlı segmenti tamamen çıkarıp yerine yapay bir damar diktiğimiz Açık Cerrahi; ikincisi ise damarın içine içeriden bir "iç boru" yerleştirdiğimiz Endovasküler (Kapalı) yöntemdir. Ankara’nın kalp sağlığı merkezlerinden biri olan Etimesgut ve Pursaklar lokasyonlarımızda, bu iki yöntemi de hastanın risk profiline göre titizlikle uyguluyoruz.
Endovasküler cerrahi (EVAR - Karın bölgesi, TEVAR - Göğüs bölgesi), aort cerrahisinde çığır açan bir yöntemdir. Bu işlemde hastanın göğsünü veya karnını açmaya gerek kalmaz.
İşlem Mekanizması: Her iki kasıktan yaklaşık 1 cm'lik küçük kesiler veya tamamen iğne deliği yöntemiyle girilir. Floroskopi (X-ışını) kılavuzluğunda, içinde stent bulunan özel yapay bir damar (stent-greft), kapalı bir mekanizma içinde aortun içine ilerletilir.
Yerleştirme: Hasarlı bölgeye ulaşıldığında, bu stent-greft açılır. Kendi üzerindeki yay mekanizması sayesinde damar duvarına sıkıca tutunur. Böylece kan artık genişlemiş veya yırtılmış olan damar boşluğuna değil, bu sağlam suni borunun içinden geçer.
Avantajları: Genel anestezi gerekmeyebilir (sedasyon yeterli olabilir), kan kaybı minimaldir ve hasta ameliyatın ertesi günü ayağa kalkabilir. Özellikle yaşlı ve ek hastalığı olan bireyler için hayat kurtarıcı bir konfordur.
Bazı durumlarda aortun anatomisi stent yerleştirmeye uygun değildir (örneğin damarın çok kıvrımlı olması veya kapağa çok yakın olması). Bu durumda "altın standart" olan klasik açık cerrahiye başvururuz.
Dacron Greft: Ameliyatta hasarlı aort segmenti kesilip çıkarılır. Yerine, insan ömrü boyunca dayanacak şekilde tasarlanmış özel kumaş yapılı (Dacron) suni damarlar dikilir.
Organ Koruma: Eğer ameliyat beyne giden damarların olduğu bölgedeyse (Arkus), hastanın vücut ısısını düşürerek (Hipotermi) organların oksijen ihtiyacını azaltırız. Bu, cerrahın beyin hücrelerini koruyarak ameliyatı güvenle tamamlamasını sağlar.
Dayanıklılık: Açık cerrahi, özellikle genç hastalarda ömür boyu kalıcılık ve minimum nüks riski sunduğu için hala çok değerlidir.
2026'da Ankara A Life Sağlık Grubu’nun en büyük avantajlarından biri, ileri teknolojiyle donatılmış Hibrit Ameliyathanelerdir. Hibrit yaklaşım, aynı seansta hem açık cerrahinin hem de kapalı yöntemin avantajlarını birleştirir.
Örneğin; aortun beyne giden damarlarının olduğu kısmını açık cerrahi ile onarırken, aşağıda inen kısımdaki anevrizmayı TEVAR yöntemiyle (kapalı) kapatabiliyoruz. Bu sayede hastanın göğsünü tamamen açmak yerine, cerrahi travmayı yarı yarıya azaltarak en kompleks vakaları bile çözebiliyoruz.
Açık cerrahide dahi artık 25-30 cm'lik büyük kesiler yerine, Minimal İnvaziv (Mini-kesi) yöntemleri tercih ediyoruz. Göğüs kemiğinin sadece üst kısmının açıldığı (Mini-sternotomi) bu yöntemlerde:
Enfeksiyon riski düşer.
Kemik iyileşmesi çok daha hızlı olur.
Estetik açıdan daha küçük bir iz kalır.
Aort ameliyatı yöntemlerinin hasta üzerindeki etkilerini aşağıdaki tabloda objektif olarak karşılaştırdık:
| Özellik | Klasik Açık Cerrahi | Kapalı Yöntem (EVAR/TEVAR) |
|---|---|---|
| Kesi Boyutu | 15-20 cm (Standart veya Mini Kesi) | 1-2 cm (Kasık bölgesinden küçük giriş) |
| Anestezi | Genel Anestezi | Lokal, Sedasyon veya Genel Anestezi |
| İşlem Süresi | 3 - 6 Saat | 1 - 2 Saat |
| Hastanede Kalış | 5 - 7 Gün | 1 - 2 Gün |
| İyileşme Süresi | 4 - 6 Hafta | 3 - 5 Gün (Hızlı mobilizasyon) |
| Dayanıklılık | Çok Yüksek (Genellikle ömür boyu kalıcı) | Periyodik Takip Gerektirir (Stent kontrolü) |
| İdeal Hasta | Genç, Anatomisi stent için uygun olmayanlar | Yaşlı, cerrahi riski yüksek olan hastalar |
Aort kökü anevrizması, damarın kalpten çıktığı ilk birkaç santimetrelik kısmın balonlaşmasıdır. Bu genişleme, aort kapağının yaprakçıklarını birbirinden uzaklaştırarak ciddi kapak yetmezliğine yol açar. Bentall Prosedürü, bu durumun tedavisinde yarım asırdır "altın standart" kabul edilen kapsamlı bir onarım yöntemidir.
İşlem sırasında üç ana müdahale eş zamanlı olarak gerçekleştirilir:
Kapak Değişimi: İşlevini yitirmiş aort kapağı çıkarılır.
Aort Onarımı: Genişlemiş olan aort kökü ve çıkan aort segmenti kesilip çıkarılarak yerine suni bir damar (greft) yerleştirilir.
Koroner Re-implantasyon: Bu ameliyatın en teknik ve hassas kısmıdır. Kalbi besleyen sağ ve sol koroner arterler, eski aort dokusundan dikkatle ayrılır ve yeni yerleştirilen suni damar üzerine özel ağızlaştırma yöntemleriyle (buton tekniği) yeniden dikilir.
Bentall prosedürü, özellikle kapak yapısı bozulmuş ve damar duvarı zayıflamış hastalarda, bölgedeki tüm patolojiyi tek bir "konduit" (kapaklı suni damar) ile ortadan kaldıran radikal ve güvenilir bir çözümdür.
Aort kökü hastalıklarında damar ve kapak birbirinden ayrı düşünülemez. Damar genişledikçe kapak halkası (anulus) da genişler ve kapak yaprakçıkları ortada buluşamaz hale gelir. Bu durum, kanın kalbe geri kaçmasına (regürjitasyon) ve kalbin aşırı yorulmasına neden olur.
Bentall ameliyatında kullandığımız "composite graft" (kompozit greft) sistemleri, hem kapağı hem de damarı tek bir ünite içinde sunar. Hastanın yaşına ve yaşam tarzına göre mekanik kapak (ömür boyu dayanıklı ancak kan sulandırıcı gerektiren) veya biyolojik kapak (kan sulandırıcı gerektirmeyen ancak belirli bir ömrü olan) seçenekleri değerlendirilir. Ankara'daki merkezlerimizde, hastanın metabolik profiline en uygun protez seçimini yaparak cerrahi sonrası yaşam kalitesini maksimize ediyoruz.
Günümüz modern aort cerrahisinin ulaştığı en zarif nokta, hastanın kendi doğal aort kapağını koruyarak sadece damarı değiştirmektir. David Prosedürü (Valve-sparing root replacement) olarak bilinen bu teknik, özellikle kapağın kendi dokusu sağlıklı olan ancak damar genişlemesi nedeniyle kapak kaçağı yaşayan hastalar için mucizevi bir seçenektir.
Avantajı: Hastanın kendi kapağı korunduğu için ömür boyu ağır kan sulandırıcı (Warfarin vb.) kullanma zorunluluğu ortadan kalkar.
Teknik Zorluk: Kapağın yeni suni damar içine milimetrik açılarla yeniden asılmasını gerektiren, çok yüksek cerrahi tecrübe isteyen bir işlemdir.
Ankara A Life Sağlık Grubu olarak, "önce koru, gerekirse değiştir" prensibiyle hareket ediyoruz. A Life'ta Sağlığınız Özel mottosuyla, aort kökü gibi hayati bir kavşakta, en ileri cerrahi teknikleri multidisipliner bir titizlikle uyguluyoruz.
Aort cerrahisi sonrası iyileşme, dokuların iyileşmesi kadar vücudun yeni hemodinamik (kan akış) dengesine uyum sağlamasını da içerir. Bu süreç, ameliyathaneden çıkan hastanın yoğun bakımdaki ilk saatlerinden, aylar sonraki fiziksel aktivitelerine kadar uzanan bir yolculuktur.
Ameliyat sonrası ilk 48 saat, cerrahi ekibin ve yoğun bakım ünitesinin en titiz olduğu "altın zaman dilimidir".
Monitörizasyon: Hastanın kan basıncı (BP), kalp ritmi, idrar çıkışı ve dren takibi saniyelik olarak izlenir. Aort cerrahisinde en kritik nokta, yeni dikiş hatlarına aşırı yük binmesini engellemek için tansiyonun milimetrik düzeyde kontrol altında tutulmasıdır.
Solunum Desteği: Ameliyatın ardından hasta uyandırılana kadar solunum cihazı desteği alır. Erken dönemde uyandırma ve kendi solunumuna geçiş, akciğer sağlığı için önceliğimizdir.
Erken Mobilizasyon: Hastanede kalış süresince (genellikle 5-7 gün), ameliyatın ertesi günü hastanın yatak kenarına oturtulması ve ardından kısa yürüyüşler yapması teşvik edilir. Bu, kan dolaşımını hızlandırarak pıhtı riskini (tromboz) azaltır.
Taburculuk sonrası dönem, hastanın kendi sağlığının "gardiyanı" olduğu evredir. Bu evrede en dürüst ve hayati gerçek şudur: Tansiyon yönetimi, aort cerrahisi sonrası hayatınızın en önemli rakamıdır.
Tansiyonun Hayati Rolü: Aort, yüksek basınçlı kanın geçtiği ana yoldur. Eğer tansiyon (BP) kontrolsüz şekilde yükselirse, yeni yerleştirilen yapay damar (greft) dikişlerine baskı yapar ve damarın diğer bölgelerinde yeni anevrizma oluşma riskini artırır. Hastalarımızın evde düzenli tansiyon takibi yapması ve belirlenen sınırların (genellikle 120/80 mmHg altı) üzerine çıkıldığında ekibi bilgilendirmesi şarttır.
İlaç Sadakati: Beta-blokerler ve tansiyon düzenleyici ilaçlar, sadece rakamları düşürmek için değil, damar duvarındaki stresi azaltmak için reçete edilir. Bu ilaçların bir doz dahi aksatılmaması gerekir.
Yara Bakımı: Göğüs kemiğinin (sternum) veya kapalı yöntemlerde kasık bölgesinin iyileşmesi için pansuman kurallarına uyulmalı ve enfeksiyon belirtileri (kızarıklık, akıntı, ateş) yakından izlenmelidir.
İyileşme sabır gerektiren bir süreçtir; dokuların tam direnç kazanması zaman alır.
İlk Ay: Sadece ev içi ve kısa mesafe bahçe yürüyüşleri önerilir. Göğüs kemiğinin iyileşmesi için 2 ay boyunca sırt üstü yatılmalı ve kollarla ağır bir şey kaldırılmamalıdır.
İkinci Ay: Hafif tempo dış mekan yürüyüşlerine başlanabilir. Masa başı işlerde çalışan hastalarımız cerrah kontrolünde iş hayatına dönebilirler.
Üçüncü Ay ve Sonrası: Araba kullanma yasağı genellikle bu dönemde kalkar. Hafif egzersizler ve yüzme gibi sporlara geçiş yapılabilir. Ancak ağır ağırlık kaldırma (bodybuilding) veya aşırı efor gerektiren sporlar, aortun maruz kalacağı basınç nedeniyle genellikle ömür boyu kısıtlanır.
Ankara A Life Sağlık Grubu olarak, 2026 yılı tıp teknolojileri ve uzman kardiyovasküler ekibimizle, ameliyat sonrasındaki bu hassas süreçte rehberiniz olmaya devam ediyoruz. A Life'ta Sağlığınız Özel felsefesiyle, kalbinizin ve damarlarınızın güvenliğini her şeyin üzerinde tutuyoruz.
Aort damarı ameliyatı bir ekip işidir. A Life Sağlık Grubu bünyesinde, aort anevrizması ve diseksiyonu gibi saniyelerin önemli olduğu durumlarda 7/24 aktif "Aort Ekiplerimiz" görev yapmaktadır. Etimesgut ve Sincan lokasyonlarımızdaki tam teşekküllü kalp merkezlerimizde, en karmaşık aort operasyonlarını dahi düşük komplikasyon oranlarıyla gerçekleştiriyoruz.
2026 teknolojisiyle donatılmış Hibrit Ameliyathanelerimiz, cerrahlara aynı seansta hem kapalı (stent) hem de açık cerrahi yapma imkanı tanır. Bu sayede, Yenimahalle’den veya Ankara dışından gelen yüksek riskli hastalarımız için cerrahi travmayı minimize eden, iyileşme sürecini hızlandıran "terzi usulü" çözümler üretiyoruz.
Bu içerik, A Life Sağlık Grubu Genel Cerrahi birimi uzmanları tarafından tıbbi literatür ve güncel cerrahi protokoller ışığında incelenmiş ve onaylanmıştır.
Son Güncelleme: 20 Ocak 2026 17:15
Yayınlanma Tarihi: 30 Temmuz 2024 03:56
Fiyatlarımız ve Uygulama Yöntemlerimiz Hakkında Hızlı Bilgi Alma Formumuzu Kullanabilirsiniz.
Aort damarı ameliyatı, aortun zayıflayarak balonlaştığı (anevrizma) veya damar duvarının katmanlarına ayrıldığı (diseksiyon) durumlarda damarı güçlendirmek veya değiştirmek için yapılır. Operasyonda genellikle hasarlı bölge çıkarılarak yerine sentetik bir damar (greft) yerleştirilir. Bu sayede damarın patlama (rüptür) riski ortadan kaldırılır ve kan akışının güvenli bir şekilde devam etmesi sağlanır.
Açık ameliyatta göğüs veya karın bölgesinde büyük bir kesi yapılarak hasarlı damara doğrudan müdahale edilir. Kapalı yöntemde (EVAR veya TEVAR) ise kasık damarlarından girilerek aortun içine stent greft adı verilen özel bir kılıf yerleştirilir. Kapalı yöntem, büyük kesiler gerektirmediği için iyileşme süreci çok daha hızlıdır; ancak her hasta aortun anatomik yapısına göre bu yönteme uygun olmayabilir.
Operasyonun süresi, müdahale edilen aort bölgesinin (asendan, arkus veya abdominal aort) genişliğine ve eşlik eden kalp kapakçığı sorunlarına bağlı olarak değişir. Standart bir aort anevrizması ameliyatı genellikle 3 ile 5 saat sürerken, damarın kalbe yakın kısımlarını veya beyne giden damarları içeren kompleks vakalar 6 saatten fazla sürebilmektedir.
Açık ameliyat sonrası hastalar genellikle ilk 24-48 saati yoğun bakımda geçirirler. Hastaneden taburcu olduktan sonra tam iyileşme süreci yaklaşık 2 ayı bulabilir. Kapalı yöntemle (stent) tedavi edilen hastalar ise çok daha kısa sürede ayağa kalkabilir ve genellikle bir hafta içinde günlük aktivitelerine dönebilirler. Her iki yöntemde de ilk aylar ağır kaldırmaktan kaçınılması ve tansiyon kontrolünün çok sıkı tutulması kritiktir.
Aort cerrahisi büyük bir operasyon olduğu için kanama, enfeksiyon, inme (felç) veya böbrek fonksiyonlarında geçici bozulma gibi riskler barındırır. Ancak 2026 yılı tıp teknolojileri, beyin koruma teknikleri ve gelişmiş yoğun bakım standartları sayesinde bu riskler minimalize edilmiştir. Cerrahın tecrübesi ve hastanenin teknolojik altyapısı bu risklerin yönetiminde en önemli faktörlerdir.
Başarılı bir operasyonun ardından hastaların tansiyonunu ideal seviyelerde tutması (genellikle 120/80 mmHg altı), sigarayı tamamen bırakması ve kolesterol seviyelerini kontrol altında tutması gerekir. Düzenli yürüyüşler ve doktor onaylı hafif egzersizler kalp sağlığını desteklerken, aortun diğer bölgelerinde yeni bir genişleme oluşmaması için yıllık radyolojik kontroller (BT veya Ultrason) aksatılmamalıdır.
Bentall prosedürü, aort damarının kalpten çıktığı ilk bölüm olan "aort kökünde" genişleme olduğu ve buna aort kapak yetmezliğinin eşlik ettiği durumlarda uygulanan kapsamlı bir operasyondur. Bu ameliyatta aort kapağı, aort kökü ve asendan aort damarı bir bütün olarak (bileşik greft) değiştirilir. Ayrıca kalbi besleyen koroner damarlar da bu yeni yapay damara tekrar dikilir. 2026 yılında bu operasyon, özellikle Marfan sendromu gibi bağ dokusu hastalıkları olan bireylerde altın standart olarak uygulanmaktadır.
Aort ameliyatı sonrası seyahat planları, operasyonun türüne göre değişir. Kapalı yöntemle (EVAR/TEVAR) tedavi edilen hastalar genellikle 2 hafta sonra kısa uçuşlar yapabilirler. Ancak açık aort ameliyatı geçiren hastaların, basınç değişiklikleri ve uzun süre hareketsiz kalmanın yaratacağı pıhtı riskine karşı uçak yolculuğu için en az 6 ile 8 hafta beklemeleri önerilir. Uzun kara yolculuklarında ise her 2 saatte bir mola verilip yürüyüş yapılması kan dolaşımı için zorunludur.
Genellikle ameliyattan 6 ile 8 hafta sonra, hastanın tansiyonu kontrol altındaysa ve göğüs kemiği (açık ameliyatlarda) tamamen kaynamışsa cinsel yaşama dönülebilir. Egzersiz konusunda ise "ağırlık kaldırma" (karın içi basıncı artıran hareketler) ömür boyu kısıtlanabilir. Aort duvarını korumak için 5-10 kg üzerindeki yükleri kaldırmaktan kaçınmak gerekir; ancak düzenli ve tempolu yürüyüşler kalp damar sağlığı için en iyi arkadaştır.
Aort anevrizması ve diseksiyonu olan hastaların birinci derece yakınlarında (anne, baba, kardeş, çocuk) aynı sorunun görülme riski %20'ye kadar çıkabilmektedir. Özellikle Marfan, Loeys-Dietz veya Ehlers-Danlos gibi genetik sendromlar varsa bu risk çok daha yüksektir. Bu nedenle, aort ameliyatı olan bir hastanın tüm yakınlarının en az bir kez "Aort Taraması" (Ekokardiyografi veya BT) yaptırması, sessiz ilerleyen bu hastalığın erken teşhisi için kritiktir.
2026 yılı aort cerrahisi maliyetleri; damarın hangi bölgesine müdahale edildiğine, kullanılan greft veya stent teknolojisine ve yoğun bakımda kalış süresine göre belirlenir. Bu operasyonlar genellikle "hayati risk taşıyan acil müdahaleler" kapsamında olduğu için SGK ve özel sağlık sigortaları tarafından (belirli şartlar ve katılım payları dahilinde) geniş ölçüde kapsanmaktadır. Ankara şubelerimizde uygulanan güncel paket fiyatlar ve sigorta anlaşmalarımız hakkında detaylı bilgi almak için iletişim kanallarımızdan bize ulaşabilirsiniz.
7/24 tüm soru ve sorunlarınız için buradayız.